Fikrinizi söyleyin fikrimiz olsun
Bırakın fikirlerinize dokunsunlar
|
Fikirlerinizi, projelerinizi, başkalarıyla paylaşırken nasıl bir yol izliyorsunuz? Şirketinize dinamizm ve büyük maddi başarılar kazandıracağını düşündüğünüz ve yeni ürün fikrinizi, patronunuza ya da ekibinizle nasıl paylaşıyorsunuz? Seçimleriniz genelde “Default” tasarımlı, fikrinizi uzun uzadıya anlatan, sayfaya sığmakta zorluk çeken yazılar içeren klasik Power Point sunuları, kağıt üzerinde (ya da dijital ortamda) birkaç tasarımdan ibaretse, size birkaç önerim var.
Fikir aşamasındaki bir projeyi hayata geçirmek için bir ekibe, bir ekip oluşturmak içinse, fikirlerinize ve size inanan bir grup insana ihtiyacınız var. İşte bu “bir grup” insanı fikirlerinize inandırmak ve bu uğurda emek harcamaları için ikna edebilmek için onlara “geleceğin resmi”ni çizmeniz, ortaya attığınız fikir gerçekleştiğinde nelerin olumlu yönde değişeceğini göstermeniz gerekir. İnsanlar beş duyuyla hissedebildikleri şeylere, daha kolay inanırlar. Onlara fikrinizi sadece yazılı ya da sözlü olarak iletmektense, geleceği olumlu yönde değiştirecek olan yeni ürün, hizmet, mecra, ambalaj ya da promosyonunuzun en azından bir kısmına dokunmalarını sağlayın. Dokunmaktan kastım illa ki elle hissetmeleri değil, fikrinizin yapısına uygun bir şekilde, yapmak istediğiniz değişikliği yaşamlarını, tecrübe etmelerini sağlamak…
Yenilikçi fikirler sıklıkla dirençle karşılaşır ve bu direnci kırmak için insanların akıllarındaki soru işaretlerini yok etmeniz gerekir. Prototip üretmek, soru ve eleştiri bombardımanlarına karşı iyi bir sığınak ve fikrinize karşı yada nötr olan beyinleri kendi saflarınıza çekmek için etkili bir silahtır. Ürün ailenize katmayı düşündüğünüz yeni ürününüzü kağıt üzerinde, bilgisayar ekranında ya da projeksiyon perdesinde sunmaktansa, insanların dokunabilecekleri, farklılıklarını, özelliklerini tecrübe edebilecekleri “gerçek” bir şeyle çıkagelmek çok daha etkili olacaktır. Aynı durum yeni bir ambalaj, internet sitesi ya da mecra içinde geçerli.
Bir triko markasına tasarladığı yeni kazakları sunmak isteyen bir tasarımcı ilk etapta çizimlerini kağıt üzerinde göstermeyi tercih edebilir. Halbuki ürünün “yeni” olan özelliğini vurgulayan ve üzerinde markanın logosunu taşıyan kazaklar, göreceli olarak yüksek maliyetli olmalarına rağmen çok daha büyük ilgi çekecektir ve fikrin kabul edilme ihtimali oldukça artacaktır. Yeni PDA’nızı “bilgi” kavramına konumlandırmak için onu karton kapaklı kitap şeklindeki bir kutuya koyma fikrinizi bilgisayar ekranında sunmaktansa pekala bir prototip hazırlayıp, ürününüzün bu ambalajda ne kadar farklı ve şık durduğunu ekibinizle, patronunuzla ya da bayilerinizle paylaşabilirsiniz.
Kabul ediyorum bazı ürün grupları veya sektörler için söz konusu yeni fikrin prototipini üretmek daha kolaydır. Prototipi kağıt, kumaş gibi işlenmesi kolay ve nispeten ucuz materyallerden üretmek, sizi maliyet, emek ve zaman açısından fazla yormayacaktır. Peki söz konusu bir otomobil ya da yeni bir dizüstü bilgisayar olduğunda ne yapabiliriz? Tabi ki bir otomobilin prototipini üretmek oldukça zorlu ve maliyetli bir süreç yeni filizlenen fikrinizi patronunuz ya da iş arkadaşlarınızla paylaşmak için kendi bütçenizden veya şirketinizin kaynaklarından yüz binlerce liralık harcama yapmanız beklenemez. Peki bu problem biz yenilikçi ve dinamik pazarlamacıların önünde bir engel teşkil edebilir mi? Tabi ki hayır. Bu noktada yapmamız gereken, bu yeni fikri (ürünü, ambalajı vb.) hangi kavrama ya da kavramlara konumlandırmaya çalıştığımızı, bu fikri “yeni”, “çarpıcı” ve “farklı” yapan şeyin ne olduğunu düşünüp, bunların üzerine odaklanmalıyız. Yeni otomobilinizin vurucu noktası tasarımsa, profesyonel bir modelciye otomobilinizin “ölçekli model”ini ürettirin. Eğer “performans” üzerine odaklandıysanız, iki adet benzinli R/C (Uzaktan Kumandalı) araç alın. Birinin motoruna yeni arabanızın motorundakine “benzer” ya da onları çağrıştıran değişiklikler yaptırın mühendislerinize. Ve ikisini aynı anda çalıştırarak hız, performans ya da yakıt tüketimi farkını ortaya koyun. Bunun için motorunuzun 1/20 kopyasını üreterek on binlerce lira harcamanıza gerek yok, R/C’nin motorunda yaptığınız değişikliğin, fikrinizdeki yeniliği, farklılığı yansıtması ve çağrıştırması yeterli. Pahalı üretilmesi zor ürünlerin bire bir prototiplerini üretmek zorunda değilsiniz. Fikrinizin kilit, can alıcı noktalarını içinde barındıran parçalarını, kısımlarını sunmanız insanları ikna etme yönünde büyük bir adım atmanızı sağlayacaktır. Yeter ki insanlar fikirlerinize, fikirlerinizin çekirdeğinde yatan farklılığa, yeniliğe dokunabilsinler.
İnsanlara fikrinizin, onlara çizdiğiniz gelecek tablosunun gerçek olabileceğini gösterin. Prototip üretmek aynı zamanda, sizin bu projenin tamamını ya da bir kısmını yönetebilecek, gerçekleştirebilecek kadar yetkin, azimli ve kararlı olduğunuzu anlatan etkili bir araçtır. Sıradan kağıt üzerindeki bir tasarıma göre daha pahalı, daha fazla emek ve zaman tüketen bir yöntem olduğu doğru. Ancak dikkate ve yapmaya değer hiçbir şey kolay değildir. IPod yada Google gibi ilk başta dirençle karşılaşan fakat uygulamaya geçtikten sonra çığır açan fikirleri kabul ettirmenin maliyetini, getirisiyle bir karşılaştırın. İşe sadece maaş almak için gitmeyen, fark yaratan, bulunduğu çevreye ve şirkete değer katan, doğru amaçlar uğruna fedakarlık yapmayı bilen, yenilikçi pazarlama profesyonelleri olarak bu maliyete katlanmaya değip değmeyeceğini sizlerin takdirine bırakıyorum…
Erman YAMAN
Kaynak: http://www.marketingturkiye.net