Olası krize karşı KOBİ’lere altın öneriler Küresel ekonomi
yeni bir kriz tehlikesi ile sarsılıyor. Küresel ekonominin bir parçası olan
Türkiye ekonomisinin olası bir krizden ne şekilde etkileneceği ise hala
kafalarda soru işareti olarak duruyor. AB banklarının sıkıntıya düşmesi, kredi
ve teminat bulmanın güçleşmesi, sermayenin kendine daha güvenli limanlar aramaya
başlaması, tüketim talebinin ertelenmesi krizlerin bildik görüntüleri.
Türkiye’nin ise bu tablonun neresinde olduğunu ilerleyen günler gösterecek. Zira
Türkiye ekonomisi 2008 krizinin ardından hızlı bir toparlanma sürecine
girmiştir. 2010 yılında yüzde 8,9 büyüyen Türkiye, 2011’in ilk çeyreğinde yüzde
11’lik rekor bir büyüme oranına imza attı. Ancak Türkiye ekonomisinin yumuşak
karnı olan cari açık sorunu ilerleyen dönemde Türkiye’nin karşısına büyük bir
baş ağrısı olarak çıkacağı yönünde endişeleri de beraberinde getiriyor. Küresel
piyasalar dalgalı günler yaşarken, olası ikinci global kriz söylemi gittikçe
güçleniyor. Türkiye’yi de etkisi altına alması beklenen bu dalgalanmadan
KOBİ’lerin önlemlerini şimdiden alması gerekiyor.
Sektör yetkilileri, KOBİ’lerin bu dönemde atacağı en doğru ve
en yanlış adımları değerlendirdi. Kaybedecekler, kazanacaklar Biz kapak
haberimizde KOBİ’lerin olası bir kriz döneminde hatta bugünden itibaren nasıl
bir tedbir alması gerektiğini sorguladık. Farklı sektör yetkililerinden
aldığımız görüşler doğrultusunda, KOBİ’lerin olası krizden öncelikle ihracat
ayağında çok fazla etkileneceğini ifade edelim. Peki, bu durumda KOBİ’ler ne
yapmalı, ne gibi tedbirler almalı? Ya da ne yapmamalı… Özetle değişimi
okuyamayan KOBİ’lerin piyasalardaki dalgalanmalardan ciddi yara alacaklarını
belirtmek gerekiyor. Girdiği pazarı iyi analiz edemeyen, müşterinin
ihtiyaçlarını zamanında tespit edip ona göre kendisini yapılandıramayan
KOBİ’lerin bu dönemi kolay atlatamayacağı ifade ediliyor. Ancak teknolojiyi
yakından takip eden, inovasyonu şirket kültürü haline getiren, yeni Pazar
arayışında olan KOBİ’lerin yaşanacak olası bir krizden büyüyerek çıkacakları ise
yine sektör yetkililerin ortak görüşü…
İşte sektörün önemli
isimlerinden KOBİ’lere tavsiyeler:
‘’ Ekonomi soğutmaya
çalışılıyor. ‘’ 2008 krizinin ardından alınan para ve maliye politikalarının
etkinliğinin o dönemde ciddi olarak tartışıldığını, kriz sonrası alınan
önlemlerin yetersiz olması nedeniyle bugün bu noktaya gelindiğini söyleyen
Türkiye İhracatçılar Meclisi ( TİM ) Başkanı Mehmet Büyükekşi, alınan önlemlerin
AB ve ABD’de bankaları kurtarmaktan öteye bir vizyon içermemesi yüzünden tüm
dünyada reel sektöre giden kredilerin kesilmesine yol açtığını belirtiyor.
‘’
Bunun sonucunda ne ABD’de ne de AB’de ekonomilerin büyümeleri istenen seviyeye
çıkmadı. İstihdam oranları kayda değer gelişim sağlanamadı. Beklentiler, bu iki
küresel kutbun uzun süreli durgunluğa girmesi doğrultusunda yoğunlaşıyor’’ diyen
Büyükekşi şöyle devam ediyor: ‘’Nitekim ABD Merkez Bankası FED de 2013 yılı
ortasına kadar faiz oranlarını düşük tutacağını açıklayarak durgunluk süresini
ortaya koymuş oldu. Gelişmiş ekonomiler, ciddi borç problemleri, yetersiz mali
önlemler, büyüyemeyen ekonomiler ile boğuşurken Türkiye’nin bu süreçte pozitif
bir ayrışmaya doğru gittiğini gözlemliyoruz. Türkiye, gelişmiş ülkelerin karşı
karşıya oldukları ve çözüm getirmek için büyük çaba sarf ettikleri problemlerle
uğraşmıyor. Türkiye’nin ne aşırı borç sorunu var, ne de yavaşlayan ekonomiyi
hızlandırma derdinde. Tam tersine Türkiye ekonomisi 2008 krizinin ardından hızlı
bir toparlanma sürecine girdi. 2010 yılında yüzde 8,9 büyüyen Türkiye, 2011’in
ilk çeyreğinde yüzde 11’lik rekor bir büyüme oranına imza attı. Şimdi Türkiye,
dış dünyada yaşanan kriz rüzgârından daha az etkilenmek için ekonomisini
sağlıklı adımlarla soğutmaya çalışır.’’ ‘’ İnovasyon şirket kültürü olmalı ‘’ Bu
süreçte ihracatın da pozitif seyrettiğine dikkat çeken Büyükekşi, döviz
kurlarının rekabetçi seviyelere çıkmasının ihracata olumlu yansıdığını
vurguluyor. ‘’Ağustos ayında ihracatımız yüzde 30 arttı. İlk 8 ayda
ihracatımızın artış oranı yüzde 22’ye dayandı.’’ Diyen Büyükekşi’nin KOBİ’lere
tavsiyeleri ise şöyle: ‘’ Her kriz, kendi içerisinde fırsatları barındırır. Biz
de olası bir krizi fırsata çevirebiliriz. İlk olarak krizlerin geçici olduğu
gerçeğini unutmamak gerekiyor. Krizde panik yapanlar değil, orta ve uzun vadeyi
düşünerek hareket edenler kazanır. Bu yüzden KOBİ’lerimizin orta ve uzun vadeli
dönüşüme devam etmeleri gerekiyor. Teknolojiye daha fazla ağırlık verilmeli.
İnovasyon bir şirket kültürü haline gelmeli. Müşteri ihtiyaçları ve Pazar
gereksinimleri iyi analiz edilmeli. Alternatif pazar arayışları hız kesmemeli.
AB ülkeleri krizin eşiğinde olabilir ama bu ihtiyaçlarımızı paniğe sokmamalı.
Örneğin herkesin krizin yaşayan örneği olarak gösterdiği Yunanistan’a
ihracatımız 2011’in ilk 8 ayında yüzde 16 arttı. Bu en büyük krizin yaşandığı
bir ülkede dahi fırsatların bitmediği anlamına geliyor.’’
Ne
yapmalı?
İyi bir finansal planlama yapın.
Teknolojiye daha
fazla ağırlık verin.
İnovasyonu bir şirket kültürü haline getirin.
Müşteri ihtiyaçları ve pazar gereksinimlerini iyi analiz edin.
Afrika
pazarını inceleyin.
Fuarları ve ticari heyetleri takip edin.
Finansal yapınız yeterliyse Avrupa’da zor durumda olan başka KOBİ’lerin
markalarını satın alabilirsiniz.
Ne yapmamalı?
Kısa
vadeli düşünmeyin.
Borç yükünüzü çoğaltmayın.
Katma değersiz ürün
üretiminden kaçının.
Ortak iş yapma kültüründen
kaçınmayın.
E-ticaret fırsat yaratacak
KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Doğan da olası bir krizin Türk
ekonomisine etkilerinin cari açık noktasında olacağını söyleyerek, krizin
küresel pazarlarda olduğu gibi AB pazarında da daralma etkisi yaratması
beklendiğini sözlerine ekliyor. İhracatın yarısının yapıldığı bir pazardaki
daralmanın öncelikle üretimi etkileyeceğini ifade eden Doğan, ‘’Büyüme oranında
gerileme, istihdamda daralma doğuracaktır. 2008 krizinde finansal sektör
açısından güvenli ortamın bu dönemde aynı rahatlık içinde olamayacağını
söyleyebiliriz. Cari açık ister istemez kıymetli TL görünümünü bozacaktır.’’
Diyor. Doğan’ın KOBİ’lere tavsiyeleri ise şöyle: ‘’Stoklarda yüksek
yakalanmamak, borçlarda sistemli küçülmeyi hedeflemek düşünülmeli. İşletmenin
her süreci yeniden ele alınmalı sürekli iyileştirme yaklaşımı izlenmeli. İyi bir
analiz ile zayıf noktalar iyileştirmeye alınırken, işletmeye yönelik tehditlere
önlemler alınmalı. Ancak diğer yandan güçlü yanlar belirlenerek fırsatlar
değerlendirilmeli. Krize hazırlıklı olanlar ile hazırlıksız yakalananların iç ve
dış pazarlarda kazanacak ve kaybedecek payları olacak.
Ekonominin
yeni olanakları, e-ticaret uygulamaları yeni fırsatlar sunacak. İhracat
için KOBİ’lere cesaret vermek gerekiyor. Yeni pazarlara açılmada kriz döneminde
fırsatlar var. 2008 krizinde alternatif pazarlar arayışında KOBİ’ler öncü ve
atak bir strateji izlediler. Meslek kuruluşları bu konuda rehberlik hizmetlerini
yeniden dizayn etmeli ve geliştirilmeli.’’
KOBİ’lerin beklentileri
İşverenin vergi ve sigorta prim yükünün azaltılması,
KOBİ’lere düşük
faizli kredi sağlanması,
Yerli malı üretiminin teşvik edilmesi,
Enerji maliyetlerinin düşürülmesi,
KOBİ’ler için kapsamlı bir destek
paketi hazırlanması,
KOBİ Bakanlığı ve KOBİ Bankası kurulması,
Sigorta ve vergi ödemelerinin ertelenmesi,
Fuar şehirlerinin teşvik
edilmesi,
Keşfedilmemiş birçok ürün sergilenme fırsatı verilerek üretici
ve tüketicilerin buluşmasını sağlayacak alanların oluşturulması. ‘’KOBİ
Bakanlığı kurulmalı’’ İstanbul Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları
Birliği Başkanı Abdullah Tever de Türkiye’nin krizden ciddi boyutta
etkilenmeyeceği görüşünde. Türkiye’nin geçmişe göre bu krizlere karşı dayanıklı
hale geldiğini, bankacılık sisteminin ve kamu maliyesinin sağlam olması
nedeniyle krizin Türkiye üzerindeki olumsuz etkilerinin azalacağını ifade eden
Tever, şöyle devam ediyor: ‘’KOBİ’lerin olası küresel ekonomik krizden
etkilenmeleri, büyük ölçekli işletmelere göre daha ciddi düzeyde olacak. Bu
işletmelerin siparişlerinde, kapasite kullanım oranlarında ve istihdam
kapasitelerinde düşüş yaşamaları olası.
Mali kaynaklara ulaşım konusunda
güçlük yaşayabilirler. Bu dönemlerde KOBİ’ler devletten bazı destekler bekliyor.
İşverenin vergi ve sigorta prim yükünün azaltılması, KOBİ’lere düşük faizli
kredi sağlanması, yerli malı üretiminin teşvik edilmesi, enerji maliyetlerinin
düşürülmesi, KOBİ’ler için kapsamlı bir destek paketi hazırlanması beklentiler
arasında. Yine KOBİ Bakanlığı ve KOBİ Bankası kurulması, sigorta ve vergi
ödemelerin ertelenmesi, tekstil ve sanayinin de Sektörel teşvikler kapsamına
alınması, yurt içinde uluslar arası fuarların düzenlenmesi, fuar şehirlerinin
teşvik edilmesi ve keşfedilmemiş birçok ürün için üreticiler mallarını sergileme
fırsatı verilerek üretici ve tüketicilerin buluşmasını sağlayacak alanların
oluşturulması olası krizin etkilerini azaltabilir.’’ Yeni pazarları deneyin
AB’nin borç krizine karşılık AB üyesi ülkelerin ve Avrupa Merkez Bankası’nın
tavrının önemli olacağına işaret eden Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği
Başkanı Mehmet Ali Dinç, büyümeci politikalarla güç yüklerini yönetmeyi
seçmeleri durumunda, yine Türkiye’ye fon akışı ve ihracat potansiyeli açısından
müspet bir etki beklediğini ifade ediyor. Ancak Türkiye’nin ihracat pazarında
son yıllarda sağladığı çeşitlilik ve AB’nin payındaki azalma sayesinde bu
senaryoda dahi Türkiye için kriz sözcüğü boyutunda risklerden söz etmenin uygun
olmayacağını kaydeden Dinç, şunları söylüyor: KOBİ’leri bu dönemde rekabetçi
olmalarını, müşteri hizmetlerine önem vermelerini ve maliyetlerini kontrol
altında tutup verimliliği artırıcı stratejiler izlemelerini öneririm. Agresif
büyüme planlarından ve buna bağlı ağır borç yükü altına girmekten kaçınılması da
ihtiyatlılık gerektiren bu dönem için uygun yaklaşımlar olarak görünüyor.
Gelişmiş ülkelerdeki geleneksel pazarlarımızdaki olası güçlükler, yeni
pazarların denenmesi ve zorlanması veya ürün ve hizmetlerde farklılaştırma
yönünde çabalar için bir motivasyon faktörü olarak değerlendirilip bu zorluklar
fırsat pencerelerine dönüştürülebilir.’’
Fuarları takip
edin - İstanbul İhracatçı Birlikleri Başkanı Zekeriya Mete ise
olası bir krizin Türkiye’deki bankaları da zora sokacağı kanaatinde. KOBİ’lerin
bankalardan kısıtlı olarak kullandıkları kaynakların daralmasından dolayı
zorlanacağını ifade eden Mete, KOBİ’lerin ihracata dönük çalışmalar yapmalarının
kendilerine nakit akışını sağlayacağını ve Eximbank üzerinden daha rahat kaynak
kullanabileceklerini belirtiyor.
KOBİ’lerin iştigal sahaları üzerinden
ilgili ihracat birliklerine başvurarak kendilerini pazarlara ulaştıracak
fuarları ve ticari heyetlerini takip etmelerini tavsiye eden Mete, şöyle devam
ediyor: ‘’Dış pazarlarda Türk malı imajını en yüksek çıtaya çıkarmış
vaziyetteyiz. Lakin bu fırsatı fırsatçılığa dönüştürmeden kaliteli malı fazla
kar elde etmeden nakit satma şansını yakalayan sanayicilerimizin dikkatli
hareket etmelerini, ellerini çabuk tutmalarını söylüyoruz. İki yıldır sektör
analizleri yapıyoruz ve bu önerileri dile getiriyoruz. Sanayicilerimizin içerde
yaşadıkları sorunların çözümünü sağlamamız gerekir. İhracatçı, sanayici dışarıda
Pazar bulmada sorun yaşamıyor. İhracatçı dünyayla rekabette aynı oranda ve güçte
güreşmek, aynı şartlarda rekabet etmek istiyor. Kamu görevlilerinin,
bürokratların yapacakları çalışmalar bakanlara, hükümetlere ışık tutacaktır.
Bunun yanı sıra bakan yardımcılarının sivil sektörden olmasının faydalarını da
göreceğiz.’’
Avrupa’dan marka satın alın Yaşanması
olası ekonomik dalgalanmadan en çok KOBİ’lerin zarar göreceğini ifade eden Orta
Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği (OAİB) Başkanı Adnan Dalkıran
Türk KOBİ’lerinin yeterince ölçek ekonomisine geçemediğini, katma değer üreten
gruplar haline dönüşemediğini söylüyor. Finansman olarak güçlü olan, katma
değerli ürünler üreten, kaliteli ürünler üreten KOBİ’lerin kriz sonrasında bazı
rakiplerinin eleneceği için, krizin ardından çok daha güçlü bir şekilde
yollarını devam edeceklerini belirten Dalgakıran’ın KOBİ’lere önerileri ise
şöyle: ‘’Kriz olsa da olmasa da Türkiye’deki yapılanmasına baktığımızda mutlaka
aynı konuda üretim yapan KOBİ’lerin birleşerek, ortak çalışma yürütmeleri şart.
Bu tür durumları fırsata çevirmek için KOBİ’lerin bazı niteliklere sahip olması
gerekir. Örneğin finansal açıdan güçlü olmaları, fark yaratmaları, kaliteli
üretim yapmaları, verimli çalışmaları gerekir. Bunlara sahip olan KOBİ’ler kriz
sonrasında çok daha güçlü bir konumda olacaklar. Eğer gerçekten bu niteliklere
sahipseniz Avrupa’da zor durumda olan başka KOBİ’lerin markalarını satın
alabilirsiniz. Aslında karşınıza çıkan en büyük fırsat budur.’’ Afrika
ülkelerine açılın Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı
Temel Aycan Şen Türkiye’nin olası bir krizden etkilenme derecesinin düşük
olacağını söylüyor. Ancak reel ekonomide özellikle sanayi ve ticaret boyutu
açısından durumun pozitif olmayacağını belirten Şen, ‘’AB’nin Türkiye’nin
ihracatında hala ağırlıklı bir payının olması çeşitli sektörlerde ciddi bir
durgunluk yaratabilir. Gıda sektörü dışındaki hemen tüm sektörleri etkileyecek
bu olumsuzluk kısa süreli olmayacak ‘’diyor. ‘’AB’nin Türkiye’nin ihracatında
hala ağırlıklı bir payının olması çeşitli sektörlerde ciddi bir durgunluk
yaratabilir. Gıda sektörü dışındaki hemen tüm sektörleri etkileyecek bu
olumsuzluk kısa süreli olmayacak’’ diyor.
KOBİ’lerin çeşitli sektörlerin
tedarik zinciri içinde önemli bir role sahip olduğuna dikkat çeken Şen,
ihracatta yaşanacak durgunluk ve düşüşlerin ilk etapta KOBİ’leri zora
sokabileceğini ve birçok firmanın durdurmalarına ve yeni bir iflas dalgasına yol
açabileceğini savunuyor. Bu dönem ve bundan sonrası için KOBİ’lerin etkin bir
finansal yönetim stratejisi ile birlikte iç ve dış pazarlarını çeşitlendirmeleri
ve ihracat yapmayan KOBİ’lerin AB dışındaki yeni ve potansiyel vaat eden ülke
pazarlarına yönelmelerini tavsiye eden Şen, ‘’ Krize borç yükü ile yakalanan
KOBİ’lerin borç yapılandırması ile vadeleri uzatmaları gerekiyor. Firmanın
finansman, tedarik, üretim ve pazarlama politikalarını baştan sona gözden
geçirmesi zorunlu. Afrika ekonomileri gibi küresel ekonomi ile henüz finans ve
reel sektör boyutunda fazla bütünleşmeyen ülkeler küresel krizlerin etkilerini
daha hafif hissettiklerinden bu ülkelere yönelmek iyi bir strateji olacak’’
diyor. ‘’ Satamayacağınız malı üretmeyin’’ KOBİDER Başkanı Nurettin Özgenç ise
özellikle dar sermayeleriyle işletmelerini ayakta tutabilmek gayretinde olan
küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin bu tür çalkantılı durumlarda imal
ettikleri ürünlerin satışını yapamadıklarından daha fazla etkilendiğini
söylüyor. Krizin Avrupa ülkelerinin birçoğuna yansıması halinde Türkiye’nin
olası krizden derinden etkilenebileceğine işaret eden Özgenç, ancak Türkiye
ekonomisinin büyümede geçmiş dönemlere göre karşılaştırılmayacak kadar sağlıklı
bir şekilde ilerlediğini ve finansal istikrar açısından çok daha iyi durumda
olduğunu da sözlerine ekliyor. ‘’Türkiye’de iştigal eden finans kuruluşları kriz
lafı çok telaffuz edildiğinde ve krizin esintileri ülkemizde hissedildiğinde
kredi musluklarını anında kısıyorlar’’ diyen Özgenç’in KOBİ’lere bu dönem için
tavsiyeleri şöyle:‘’Böyle durumlar ile karşı karşıya kalındığında KOBİ’lere
tavsiyemiz fazla borçlanmamaları, stoklarını büyütmeden üretimi asgariye
çekmeleri ve satamayacakları malın üretimini durdurmaları gerektiğidir. Aksi
halde stoklar şişer ve ödemelerde sıkıntı yaşanabilir. Bu sefer kredi bulmanın
peşine düşerler. Bankalarında bu durumda kredi açmaması halinde arzu edilmeyen
durumlar ile karşı karşıya kalınabilir. İşletme sahipleri sermayesinin üçte
birinden fazla borç altına girmemelidir. Devlet ihracatçı KOBİ’lerin kılavuzu
olmalı. Fuar ve organizasyonlara katılımları sağlanmalı hatta kendi isteğine
bırakılmamalı bizzat götürülmeli.’’ Kaynak: Ekonomist Girişim Dergisi